Dünyayı Gezerek Kendini Bulmak. Deşarj Olmak İçin Dört Özel Yer

0 194

ll. Bölüm

Önceki makalemizde hem rahatlayabileceğiniz hem de yaşama sevincine tekrar kavuşarak yeni başarılara ulaşma isteğinizi yeniden kazanacağınız yerler hakkında konuşmuştuk. Bugün de sizlere Jamaika ve Japonya hakkında bilgi vereceğiz.

Jamaika. Korsanların Adası

Bu ada ülkesi, ünlü reggae şarkıcısı Bob Marley tarafından oldukça övülmüştür. Şarkılarında insanların nezaketinden, güneşten ve danstan bahsetmiştir. Fakat, dünya çapındaki popülerliğine rağmen, Jamaika hakkında bilmeniz gereken tek şey Marley değildir.

Adanın tarihinde pek çok tarihi olay gerçekleşmiştir. Orta Çağlarda, İspanyollar adaya yerleşmiş, sonrasında adanın kontrolü İngilizlerin eline geçmiştir. Aynı dönemlerde Jamaika kıyılarını park alanı olarak kullanan korsanlar da adada bulunmaktaydı. Karayiplerdeki ticaret gemisi soygunlarını icra etmek için harekete başladıkları nokta burasıydı.

Korsanların devri geride kaldı, bugün insanlar Jamaika’ya sadece o görülesi sahilleri için geliyorlar. Fakat yine de, bu harika ülkenin tarihine dokunmak mümkün. Tabi eğer dalış deneyiminiz varsa.

Port Royal, Jamaika’nın korsan başkenti olarak bilinir. Fakat bu noktayı harita bulmak o kadar da kolay değildir. Bölgede sadece bir kaç yapı bulunur. Ve bu yapılara baktığınızda bundan dört yüz yıl evvel bu yapıların içinde yaklaşık 10.000 kişinin yaşadığına inanmak oldukça zordur.yüzyılda, bölgeyi vuran depremle birlikte şehrin büyük kısmı sulara gömülmüştür. Şimdilerde dünyanın dört bir yanından dalgıç grupları Jamaika’nın güneyine, Port Royal’den geriye kalanları görmeye gelmektedirler.

Su altı kalıntılarını keşfederek dönemin çeşitli eserlerini bulabilirsiniz: toprak künkler, şişeler, kupalar. Bu macera hoşunuza giderse, sonraki durağınız benzer bir yer olan  ve 1944 yılında batan Teksas isimli ABD bayraklı gemi enkazı olabilir.

Japonya. Tokyo’yu Keşfedin

Asya’nın (belki de dünyanın) bilimsel anlamda bu en gelişmiş ülkesinin başkentinde 35 milyonu aşkın kişi yaşıyor. Muhtemelen, kalabalıklar içinde bir aşağı bir yukarı hareket eden insanların arasında gezerken kendinizi hem özgür hem de yalnız hissederek paradoksal bir şekilde rahatlama yaşayacağınız dünya üzerindeki tek yer Tokyo’dur. Başka hiç bir yerde insanların bu kadar az umurunda olamazsınız.

Ayrıca, müze tutkunları ve tarih meraklıları da Japonya’da güzel vakit geçirecektirler. Zira Japonya, kültürel anlamda oldukça zengin bir şehirdir. Başkentinin ilk yazılı tarihi XII. Yüzyıla kadar uzanır, ancak arkeolojik veriler, modern Tokyo topraklarının Taş Devri’ne kadar gittiğini gösterir.

Tüm Japonya tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken bir diğer yer de Kraliyet sarayı ve saray bünyesindeki parktır. Fakat eğer Japonya’ya deşarj olmaya geldiyseniz, mutlaka samuray müzesine gitmelisiniz.


Bu eski profesyonel savaşçılar, en iyi şekilde ve sadakatle silahlı kuvvetlerine (yüce komutan ve hükümdar) hizmet ettiler ve insanların geri kalanı için huzur ve başkaldırının vücut bulmuş hali oldular.

Japon savaşçılarının zırhı bir başyapıttır. Zırhın her bir elementi samuray soykırımını ve toplumdaki konumlarını temsil eder. Bu zırhın ayrıntıları sadece savaşçının durumunu göstermekle kalmadı, aynı zamanda düşmanın kiminle savaştığını anlamasına izin verdi.

Samuraylar ayrıca barışçıl eylemleriyle de ünlendi. Birçoğu, shogunun yasaklarına rağmen, ticaret yapıyorlardı. Eğitim, savaş ve askeri alanlarda azimli olan karakteri, samurayın neredeyse her alanda başarılı olmasını sağladı.

Tokyo sokaklarında biraz yürüdükten sonra, muhtemelen kendinizi biraz Samuray gibi hissedersiniz. Bu sayede sonraki başarılı adımlarınız için yeterli enerjiyi depolayacaksınız.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.